Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm Spektrum Bozukluğu

Yazı İçeriği

Otizm spektrum bozukluğu 2013’ten bu yana gelişimsel bozuklukların birçoğunu kapsayan bir çatı terim olarak kullanılmaktadır. Otizm, Asperger sendromu gibi birçok bozukluk alt dalları arasındadır.

Bu çatı terimin altındaki bozukluklar benzer belirtilere sahip olmakla birlikte birbirlerinden oldukça farklı olabilmektedir. Bu nedenle, Otizm spektrum bozukluğu tanısı alan kişinin ihtiyaçları ve durumu özel olarak değerlendirilip, bireye özel bir tedavi yöntemi izlenmelidir.

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?

Otizm terimi 2013 yılında Otizm spektrum bozukluğu olarak değiştirilmiştir. Otizmin tek bir çeşidi olmaması ve nörolojik gelişimsel hastalıkların diğer türlerini kapsayıcı olması adına bir çatı terimdir. Hafif, orta derece ve ağır olmak üzere otizmin farklı çeşitlerini kapsadığı gibi Asperger sendromu, RETT sendromu gibi diğer gelişimsel bozuklukları da barındırmaktadır.

Zihin Yetersizliği ve Otizm Spektrum Bozukluğu

Zihin yetersizliği ve otizm spektrum bozukluğu bir arada bulunabilir ve görülme sıklığı bir hayli yüksektir. İki durumun da aynı anda tanılanması için çocuğun sosyalleşme, dil gelişimi ve bilişsel becerilerinin normal gelişim düzeyin çok altında bulunduğu tespit edilmelidir.  

Otizm tanısı alan çocukların %70’inde farklı seviyelerde zekâ geriliği mevcut bulunmaktadır. Ancak, tanı alan çocuklardan %10’u sosyalleşme gibi bazı alanlarda geri kalma söz konusu olsa da belirli alanlarda ileri zekaya sahip olabilmektedirler.

Otizm Spektrum Bozukluğu Özellikleri

Otizm spektrum bozukluğu geniş bir çatı terim olduğu için belirtileri ve özellikleri de birçok farklılık göstermektedir ama birtakım ana özellikleri olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin; girdikleri sosyal etkileşimlerde, sözel olmayan ve sözel iletişimi sosyal bağlamlarda yorumlama ve kullanma konusunda sorun yaşarlar.

Buna ek olarak, esnek olmayan ilgi alanları yani ilgi duyulan konuların sınırlı, hatta takıntı boyutunda olması, rutin ve aynılık konusunda ısrar etmek, kol çırpma ya da sallanma gibi tekrarlayan davranışlar, belli duyulara yönelik hassaslıkta artma ya da azalma bu bozukluğun özellikleri arasındadır. Otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler eğitim hayatlarında da bu semptomlar nedeniyle zorlanabilmektedir. Kişinin ihtiyaçları da semptomların yoğunluğuna göre farklılaşmaktadır.

Ancak, tanı alan kişilerin hayatlarını idame ettirebilmeleri, günlük yaşamında ne yapabildiği semptomlarının şiddetine bağlıdır. Otizmin yoğunluk olarak ve kişinin günlük hayatının bozulma seviyesinde büyük farklılıklar gösterdiği göz önüne alındığında, bazı kişilerin semptomları her zaman kolayca tanınmaz.

Otizm Spektrum Bozukluğu Tedavisi

Otizm spektrum bozukluğunun kalıcı ve bozukluğu tamamı ile ortadan kaldıran bir tedavisi günümüzde mümkün değildir. Ancak, terapi ve eğitimler ile tanı alan kişinin sosyalleşme becerileri, konuşması, beden dili kullanımı; diş fırçası, telefon gibi günlük objelerin kullanımı konusunda önemli bir yol kat etmesini ve bu sayede topluma entegre olabilmesini sağlar.

Hem otizmli çocuklar hem de yetişkinler, otizmin neden olduğu temel eksikliklerini gidermek ve temel semptomları azaltmak için yeni beceriler öğretebilecek davranışsal müdahalelerden veya tedavilerden yararlanabilir. Otizmi olan her çocuk ve yetişkin birbirinden farklıdır.

Bu nedenle tedavi planı kişinin özel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde özelleştirilir. Tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlamak en iyisidir, böylece tedavinin faydaları yaşam boyunca devam edebilir. Kişiye özel tedavi programları ile ilgili bilgi ve uzman desteği almak adına Arnavutköy ve Hadımköy’deki merkezlerimize başvurabilirsiniz.

Hafif Düzeyde Otizm Spektrum Bozukluğu

Otizm spektrum bozukluğunun hafif düzeyde olması, tanı konan kişi bu bozukluğun semptomlarının tamamını göstermiyor ya da mevcut semptomlar kendini daha hafif derecede belli ediyor demektir. Bu durumda tanının erken konması ve kişiye uygun tedaviye başlanması durumunda bozukluğun belirtileri silikleştirilebilir ve böylece kişi günlük hayatını daha rahat idame ettirebilir.

Otizm Spektrum Bozukluğu Sınıflandırma

2013 öncesi sınıflandırma sistemindeki en yaygın üç otizm biçimi; otistik bozukluk—veya klasik otizm, Asperger sendromu ve yaygın gelişimsel bozukluktu. Bu üç bozuklukta da benzer belirtiler olsa da belirtilerin şiddeti ve etkisi birbirinden farklıdır. Otizm bu bozukluklar arasında en ağır olanı olarak kabul görmekteydi.

Bazen yüksek işlevli otizm olarak adlandırılan Asperger sendromu ve atipik otizm olarak da bilinen yaygın gelişimsel bozukluk az şiddetli varyantlardır. Sınıflandırılmanın yapıldığı dönemde çocukluk dezintegratif bozukluk ve rett sendromu da yaygın gelişimsel bozukluklar arasında olmasına rağmen ikisi de son derece nadir görülen genetik hastalıklar olduğundan, genellikle otizm spektrumuna gerçekten ait olmayan ayrı tıbbi durumlar olarak kabul edildikleri görülmektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğu ve Beslenme

Otizm spektrum bozukluğu ve beslenme arasında çok büyük bağlantılar olmamakla birlikte, tanı alan kişiye uygun bir beslenme kişinin bazı semptomlarını azaltarak kişinin yaşam kalitesini arttırabilmektedir. Bunun sebebi ise, bu tanıyı alan bireylerin çoğunluğunda mideyle ve sindirimle alakalı bozuklukların da olmasıdır.

Süt ve süt ürünleri, işlenmiş et beslenmeden çıkartılmalı, mevsiminde bol meyve ve sebze, çiğ kuruyemiş gibi besinler tercih edilmelidir. Doğru ve kesin bilgi almak için alanında uzman doktorlara başvurmak gerekmektedir.

Otizm ve Spektrum Bozukluğu

Otizm, otizm spektrum bozukluğunun altındaki durumlardan yalnızca bir tanesini temsil etmektedir. Bu durumun kapsadığı bozukluklar arasında en ağır olduğu düşünülen bozukluk otizmdir. Ancak, otizmin de kendi içinde farklılık gösterdiği göz önüne alındığında, kişiye uygun terapi yöntemleri ile kişinin günlük hayatını ve sosyal hayatını idame ettirecek becerileri kazanması sağlanabilmektedir.